Herkese yine Merhaba;
Daha seçimlerden önceki yazılarımda kriz geliyor demiştim. Kimse
inanmamıştı. Ettim edemedim yazayım dedim. Pek sevmem "Ben
söylemiştim" demeyi ama olsun.
Evet bu zaten 2010 yılında belli olan bir durumdu aslında.
Krizin kaynağı Türkiye diye düşünmeyin. Biz dünyanın yaşadıklarını
(2008 krizi) 2001 yılında yaşamıştık. Bankacılık sistemi ve
içlerindeki çürük elmalar ayıklanmıştı. Bu sebep ile 2008 yılındaki
krizi nispeten çok etkilenmeden atlatabildik. 2008 yılında
işverenlerin işine geldi kriz. Daha ucuza ve/veya yarı fiyatına
çalışmak zorunda bıraktılar işçileri/emekçileri. 2008 krizinden en
karlı çıkanlar önce Kobiler ardından da Tüsiad oldu. Tüsiad zaten
her krizden kar elde ederek çıkıyor. Anlamsız ama bu güne kadar
yaptıkları faydalı bir iş göremedim. Bahsi geçen kuruluş içerisinde
faydalı iş yapan vardır lakin bu bireyseldir. Tüsiad çatısı altında
değildir.
Şimdi gelelim hepinizin merakla beklediği 2011 krizi ne zaman
çıkar konusuna. Aslen kriz etkisini geçen haftalarda nispeten
gösterdi. Dolar Euro ve Pound bir an için fırladı uçtu. Bu TCMB
tarafından döviz alım ihalelerinin bir süreliğine askıya
alınmasıyla etkileri hafifletildi. Malum yarın ve öbür gün (1-2
ağustos 2011) çok önemli. Zira ABD senatodan istediği kararları
çıkartamaz ise ciddi sorunlar ile karşılaşacak. Bu da ucu bize
kadar dokunan bir krizin patlamasının önünü açmış olacak. Tüm dünya
bu oylamayı ve sonucunu bekliyor. Anlamsız aslında fakat artık tüm
dünyanın ekonomisini bir olarak ele almak gerekiyor. Eskiden
ülkelerin sadece kendi ekonomileri içerisinde krizler yaşanır ve
nispeten daha az hasar ile atlatılırdı. Bu "Globalleşme" çıktı
mertlik bozuldu. Tesadüftür ki bizdeki "YAŞ" toplantısı da aynı
zamana denk geldi. Malum 2010 yılında bayağı bir sıkıntılı
geçmişti. Bu seneki toplantı bizim iç piyasanın nasıl
etkileneceğini gösterecek. Lakin buna rağmen çok ilginç bir
durumdur ki TSK zirvesi emeklilik istemlerini cuma (29 temmuz) günü
nispeten borsanın kapanmasına yakın veya kapandıktan sonra
verdiler. Bu durum borsada muhtemel şoklara yarın hazır olun
anlamına geliyor. Burada konuyu biraz değiştireceğim.
YAŞ toplantısının ne olduğunu öğreneli üç sene kadar oldu.
Genelde haberlerde "Yaş toplantısı yapıldı" diye gördüğümde
herhalde yine emeklilik yaşını değiştiriyorlar diye düşünüyordum.
İşin aslı pek de önemsemiyordum. Hayat tarzıma bakılınca nasılsa
emekli olamam diye biraz daha yükseltilmesinde bir sakınca
görmediğimden olsa gerek. Fakat bu öyle bir şey değilmiş. Her
tarafımdan cehalet fışkırıyormuş da haberim yokmuş. Neyse konuya
dönelim.
1 Ağustos sabahı İMKB farklı dinamiklerle borsayı açacak.
Muhtemel olarak ilk seansta sert bir düşüş gelecek ve buna bağımlı
olarak TL yabancı paralar karşısında pozisyonunu korumakta
zorlanacak. Bir düşüş söz konusu. Altın konusunda birşey
söylemiyorum. Bizdeki toplantı herhalde akşam saatlerinde
sonuçlanır ve salı günü eğer normal veya iyi geçmişse toparlanır.
Lakin aksi durumda durum pek de iyi olmaz. Ülke olarak ilk çıkışı
2-5 Ağustos arasında olursa nispeten etkilerini hemen
hissetmeyeceğiz zira malum Ramazan ayında bizde zaten piyasalar
durur. 2 ağustosta borsalar ABD oylamasını bekliyor olacak ki
muhtemel sonuçları pek de parlak görünmüyor. Avrupa zaten ciddi
sarsıntı içerisinde ama bir fiesta havasındalar. Batan ülekeler
Portekiz, Yunanistan, İtalya, İspanya ve İrlanda. Her ne kadar
telaffuz edilmese de artık Batmakta Olan Ülkeler diye bir deyim var
sanırım. BOÜ (Batmakta Olan Ülkeler) kervanına Kıbrıs Rum kesimini
de koyabilirsiniz. Nedeni ise artık İngiltere krallık sınırları
haricinde başka ekonomilere destek vermeyi istemiyor. Bunun
örneğini Yunanistan krizinde gördük ve onlar da test etmiş oldular.
Malum Yunanistan İngiltere'nin şımarık çocuğu idi. Elini üzerinden
çekti ve dört yıl içerisinde battı. Zor toparlanır. Aynı durum
vazgeçilmez gördükleri Kıbrıs için de hasıl olmak üzere. Açık
konuşmak gerekir ise Kıbrıs adasının tamamnını ele aldığımızda
üretim yok denecek kadar az, gelirleri nerdeyse sadece turizme
bağlı, ve kendilerini doyurmak için anakaralara bağımlılar.
Sonuçları acı ve kaçınılmaz olacak.
Sonuçta Ülkemizi ayrı tutalım, fakat ABD iyimser hava çizse dahi
Avrupa aynı durumda değil. 2011 krizinden Dolar ciddi yaralarla
çıkar, Euro nispeten daha az hasar ile atlatır. Kriz döneminde
harkes aman birşey almayın, aman iş kurmayın ve daha birçok felaket
tellallığı yapacaktır herzamanki gibi. Ben şu anki hükümeti
desteklemiyorum. Yanlış anlaşılmasın, hatta tüm siyasi partileri
pretesto etmek için oy kullanmadım. Sonuçta oy kullanmamak ta bir
seçimdir. Siz yatırımcılara (küçük yatırımcıya demek daha doğru)
önerim önünüze çıkan fırsatları değerlendirin. Kriz bir firmayı
gelen-giden dengesini kuramamışsa etkiler. Bu aynı ülkelerin
gelir-gider dengesini kuramışsa etkilenmesi gibi. Kriz tüm gücü ile
fırtınalar koparmaya başlamadan önce ağzı yanan bankacılarımız sert
bir tahsilat eğilimine girecektir. Bu noktada ilk etkileneckler
Kobiler olacak. Bu 2008 krizini kendilerine fırsat gören ve
insanların emeklerini ucuza kapatanlar. Çünkü güçlü firmalar sadece
zam yapmama argümanını kullanırken onlar ucuz işgücü ile büyüme
seçeneğini seçtiler. Arkaplanda o kadar güçleri yokken. Buna etme
bulma demeyelim, Ayağını yorganına göre uzatmamak veya akarken
dolduru yapmamak diyelim. Krizler yatırımcılar için fırsat
zamanıdır. Hem kendiniz için dolaylı olarak da yaşadığınız ülke
için ufak bir yatırımın geri dönüşü olacaktır. Krizde sadece bir
kişiyi daha istihdam etmeniz sizi biraz zorlayacak fakat
coğrafyanızı ele alınca nispeyen etkilerini hafifletecektir. Bir
anda yatırım yapıp büyüyün demiyorum. Akıllı yatırımlarda bulunun.
İyi analiz edin, aklınıza yatar ise o işe girin.
Hepinize iyi eğlenceler. Herşeye rağmen hayat devam ediyor.
Battım gibi bir durumu aklınıza bile getirmeyin. Bunu ben maalesef
bir kriz döneminde yaşadım ve ne olduğunu öğrendim. Küllerinizden
yaniden doğmayı başarmanız gerekmekte. Ben yaptıysam sizler de
yapabilirsiniz.